Cinayet Davranışının Evrimsel Analizi
- MÜNÜR ŞENAY
- 16 Ağu 2025
- 3 dakikada okunur
Cinayet Davranışının Evrimsel Analizi
Giriş
Cinayet, modern toplumların hukuki ve ahlaki çerçevesinde en ağır suçlardan biridir. Ancak insanlık tarihine baktığımızda, cinayet davranışı ne yalnızca günümüze ait ne de yalnızca “kötü” insanlar tarafından işlenmiş bir fiildir. Aksine, kökleri milyonlarca yıl öncesine, hatta insan türünün ortaya çıkmasından bile önceye uzanır.
Bu makale, cinayet davranışının evrimsel kökenlerini, hayvan dünyasındaki karşılıklarını ve günümüz toplumlarındaki yansımalarını incelerken, hem bilimsel veriler hem de hikâye tadında örneklerle ilerleyecek.
1. Evrimsel Köken: Hayatta Kalma İçgüdüsü
Evrimsel açıdan cinayet, üç ana dürtüyle ilişkilidir: kaynak rekabeti, üreme rekabeti ve sosyal statü mücadelesi.
1.1 Kaynak Rekabeti
Tarih öncesi dönemde yiyecek, su, barınma ve güvenli alan sınırlıydı. Rakip bir bireyin veya grubun ortadan kaldırılması, hayatta kalma ihtimalini artırıyordu.
Örnek:10.000 yıl önce Anadolu’da bir kabile, kış öncesi av sahasında başka bir grupla karşılaşır. Av hayvanları azalmıştır. Taraflardan biri, karşı grubun iki avcısını gece baskınında öldürür. Böylece av sahasını tekeline alır. Bu davranış, bugünkü gözle ahlaksızdır; ancak o dönemde kabilenin hayatta kalma stratejisidir.
1.2 Üreme Rekabeti
Doğada, dişilere erişim ve genlerini aktarma rekabeti birçok türde gözlenir. İnsan atalarında da bu rekabet, bazen ölümcül olmuştur.
Hayvan Dünyası Örneği:Aslanlarda, yeni bir alfa erkek sürüyü ele geçirdiğinde önceki alfanın yavrularını öldürür. Bunun amacı, dişilerin yeniden çiftleşme dönemine girmesini sağlamaktır.İnsan Örneği:Antropolojik bulgular, tarih öncesinde kıskançlık ya da partnerin sadakatsizliği şüphesi üzerine işlenen cinayetlerin yaygın olduğunu gösteriyor. Bu, modern dünyada “aşk cinayeti” olarak bildiğimiz olayların biyolojik köküdür.
1.3 Sosyal Statü ve Güç
Statü, hem kaynaklara hem de üreme fırsatlarına erişim demekti. Yüksek statülü bir birey, grubun lideri olur ve kararları kontrol ederdi. Liderliği tehdit eden biri, ortadan kaldırılabilirdi.
Örnek:Afrika’daki şempanze topluluklarında, alfa erkeği devirmek isteyen bir grup, mevcut lideri pusuya düşürüp öldürebilir. Bu durum, insan topluluklarında da tarih boyunca görülmüştür. Kralların, taht rakiplerini öldürmesi bu stratejinin tarihsel yansımasıdır.
2. Antropolojik ve Tarih Öncesi Kanıtlar
Neolitik Kafatasları: Arkeologlar, binlerce yıllık kafataslarında mızrak ve taş darbelerine bağlı ölüm izleri bulmuştur.
Richard Wrangham’ın Araştırmaları: Bazı avcı-toplayıcı topluluklarda, cinayet oranı modern şehirlerden bile yüksektir.
Mağara Resimleri: Bazı mağara resimleri, mızraklı saldırı veya bireyler arası çatışmaları betimler.
3. Modern Dünyada Evrimsel Davranışın Yansımaları
Bugün cinayet, evrimsel anlamda “uyum sağlayıcı” değil, “uyumsuz” bir davranıştır. Çünkü modern hukuk, ahlak ve polis gücü, bireye hayatta kalma avantajı değil ciddi ceza getirir. Ancak kökler hâlâ beynimizin derininde durur.
Güncel Örnekler ve Evrimsel Bağlantı:
Miras kavgaları → Kaynak rekabetinin modern biçimi.
Aşk ve kıskançlık cinayetleri → Üreme rekabetinin günümüzdeki yansıması.
Mafya infazları, siyasi suikastlar → Sosyal statü ve güç mücadelesinin modern versiyonu.
4. Davranışın Biyolojik Altyapısı
Nörobilim, cinayet davranışının beynin şu bölgeleriyle ilişkili olduğunu gösteriyor:
Amigdala: Tehdit algısı ve saldırganlık.
Prefrontal Korteks: Dürtü kontrolü (bu bölgedeki zayıf işlev, şiddet eğilimini artırabilir).
Dopamin Sistemi: Zafer ve statü kazanımından doğan ödül hissi.
Bu yapılar, milyonlarca yıl boyunca tehditleri ortadan kaldırmayı “kazanç” olarak kodladı.
5. Hayvan Dünyasından İnsanlara Uzanan Çizgi
Şempanzeler: Rakip grup üyelerini planlı saldırılarla öldürür.
Meerkatlar (yer sincabı türü): Dişiler, rakip dişilerin yavrularını öldürerek kendi yavrularının hayatta kalma şansını artırır.
İnsan: Aynı stratejiler, daha karmaşık sosyal planlamalarla ve genellikle “gerekçe” eklenerek sürdürülür.
Sonuç
Cinayet, insan türünde kökleri derinlere inen bir davranış biçimidir. Kaynak, üreme ve statü için rekabet, evrimsel geçmişimizde bu davranışı “başarılı” bir strateji hâline getirmiştir. Ancak modern toplum, bu içgüdüsel eğilimleri bastırmak için hukuk, ahlak ve eğitim sistemlerini geliştirmiştir.
Bugün cinayet, evrimsel bir avantaj sağlamaz; aksine birey ve toplum için yıkıcı sonuçlar doğurur. Yine de bu davranışın kökenlerini anlamak, hem suçun önlenmesi hem de insan doğasının anlaşılması açısından kritik önemdedir.


Yorumlar